Cin Azabı Filmi Oyuncuları ve Konusu

cin azabı

Cin azabı 13 eylül 2019 yapımı yönetmenliğini Onur Aldoğan’ın yaptığı başrollerini ise Aydan Akboğa Nalan Olcayalp ve Sinan Taşkan’ın oynadığı filmdir. İstanbul’da yalnız başlarına yaşayan bu çift yakında anne baba olacakları günü iple çekerler. Çünkü Zeynep hamiledir. Kemal çalıştığı için Zeynep zamanlarının çoğunu evinde yalnız geçirir. Kemal ise çalışmak zorunda olduğundan İstanbul’a geri dönmek zorunda kalır.  Fatma anne ise bu gidişten hoşnut değildir. İnancına göre hamile bir kadın yalnız bırakılmamalıdır.Yalnız bırakılırsa eğer cinler anne ve bebeğe zarar verebilir düşüncesindedir.. Bunun örnekleri köyde yaşansa da Kemal inanmaz ve bu düşünceyi reddeder. Konu ile ilgili Kemal annesinin Zeynep’e söylememsi konusunda uyarır. Zeynep’in yaşayan akrabası yoktur. Kemal’inse bir tek köydeki anası vardır. Oğlunu bir türlü ikna edemeyen annenin korktuğu başına gelmiştir. Ev cinlerin istilası altındadır. Kemal’e bu hurafe gibi gelse de oldukça tenha olan bu köyde cinler Zeynep’in bebeğinin etrafını sarar. Bu film tamamen gerçek hikayeden uyarlanmış ve senaryosu da yönetmene aittir.

Köydeki ev insan yaşamından uzaktadır. Gereken ihtiyaçları sağlamak için anne gidince Zeynep yalnız bırakılır. Oysaki hamile kadının yalnız kalmaması gerekmektedir. Ve daha ilk geceden kabuslar gelmeye başlar. İlk önce rüya gördüğünü sanan Zeynep önemsemez. Eşinin annesi ısrar edince ses ve sonrası korkunç bir kadın sureti gördüğünü anlatır. Anne bir saatliğine dışarı çıkmak zorunda kalır. Bu arada anne hocaya durumu izah eder ve hoca muska yazar ve sürekli takmasını ister. Anne gelinin yanına gelip uygun bir dille ürkütmeden rahatlaması için yaptırdığını söyler. Ama artık anne de tedirgindir. Sesleri oda duymaya ve görüntülere rastlamaya başlar. Sürekli Allaha dua etmektedir ama oda korkmuştur. Tüm bu olanlardan habersiz Zeynep yakında kısa sürelide olsa gelecek eşi Kemal’i beklemektedir.

Musallat olan şey annesinin görüntüsü ile gelip Zeynep’in boğazına sarılınca anne korkar ve tekrar hocaya gelini ile gider. Hoca inanması dua etmesi ve muska takması konusunda uyarır. Konu üzerine çağrılan Kemal konuyu anlamak istemez gördüklerini de hamililiğe bağlar. Buda yetmezmiş gibi Kemal define mevzusuna takılır. Zeynep’i artık zor günler beklemektedir. Kemal ordayken de durum değişmez. Zeynep artık duruma anlam veremese de korkunç yüzler görür ama bu hızlı geçişlere gene anlam veremez. Bir yabancıdan aldığı define bilgisinin peşinde Kemal koşmaktadır. Hoca dua ederken Zeynep içinde eder çünkü olay daha önce de yaşanmıştır. Anne ise sürekli dua ve namazdadır. Anne sürekli tedirgindir. Bu durumu sakladığı gelinine uygun bir dille uyarır. Üç harflilerin sevdiklerin suretiyle özellikle geldiğini bu yüzden anlayamayacağını anlatır. Kemal’e hazine haritası veren adam aslında üç harflidir ve aileye musallat olmaya başlamıştır. Konuya hocada dahil olur. Annenin ölümü ve Kemal’in zengin olma adına define peşinde koşması Zeynep’inde sonu olmuştur. Bu filmde mutlu son yazık ki yoktur. Film oldukça sade br köy yaşamı ve burada yaşayan bir annenin ve geçmişte bu konuya benzer yaşanmış hikayenin tekrarlaması ekseninde dönüyor. Eskiler hamile kadının asla yalnız bırakılmaması fikrine hala hakimdir. Bebek doğduğunda bile kırkı çıkana kadar bebek ve anne gece gündüz yalnız bırakılmaz beklenir. Korku filmlerin olması müzik ve mekan uygun olsa da karakterler rollerinde başarılı değiller gibi görünüyor. Korku sevenlere bir alternatif olarak sunulabilir.

Cin Ayet-i Aşk Filmi Oyuncuları ve Konusu

çin ayeti aşk

Ahmet Küçükkayalı’nın yönetmenliğini yaptığı ve senaryosunu yazdığı bu Türk yapımı Cin Ayet-i Aşk  korku filmini Dada film ve Gitassi medya olarak 2 farklı yapımcı ile yapılmıştır. Ahmet Küçükkayalı bu film haricinde 3 farklı filmde de senaristlik yapmış ve çok başarılı işlere imza atmıştır. Ayrıca yaptığı bu filmlerin yanı sıra kısa filmlerinin de olduğunu ve çok başarılı bulunduğu da bilinmektedir.

Bu 1 saat 17 dakika süren 2017 yapımı korku filmi diğer korku filmleri ile karşılaştırıldığında birkaç eksiği dışında gayet başarılı bir çalışma olduğu ortada. Bunun kanıtı ise görüntü kalitesi, çekimi, kurgusu, renk düzenlemesi ve bunun gibi film içerisinde olan birçok teknik detayın gerçekten hakkı ile yapılması ve kaliteli bir çalışma sunulması ile gösterilmiştir. Bir takım göz ardı edilebilir aksaklıklar ve ihmaller dışında gayet sorunsuz ilerleyen ve akıcı bir yapıt olmuştur. Bu aksaklıklar ses miksajından dolayı çekilen birkaç sahnede senkron sorunu oluşması dışında bir yaşanmamıştır. Bu aksaklıkta nerdeyse göze hiç batmamıştır.

Oyuncular ve Diğer Önemli İsimler

Arda Yıldıran – Görüntü Yönetmeni

Seçil Akın – Müzikler

Ezgi Altıkulaç – Sanat Yönetmenliği

Başrollerde ise;

Emre Kıvılcım

Gülçin Tunçok

Funda Bostanlık

Masal Karaman

Hümeyra Aydoğdu

Zeynep Ülkü Kam

Naşit Özcan

Böyle deneyimli bir kadroya sahip olması da film üzerindeki dikkatleri arttırmış ve seyir keyfini güzelleştirmiştir. Oyuncular rollerini benimsemiş ve sanki olayın içersinde kendileri yaşıyormuş gibi izleyiciye aktaramaya çalışmışlardır. Cin Ayet-i Aşk Filmi başından sonuna kadar gerilimi, korkuyu ve gizemi etkili bir şekilde yansıtmaya çalışan oyuncular yer yer bazı aksamalara sebep olsalar da bazı noktalarda dikkate değer bir başarı sağlamışlardır. Filmin çekildiği ortam da konusu ile gayet uyumlu olmakla birlikte ortamın ürpertici olması oyuncuları da etkilemiş ve bu etki filme yansımıştır. Bu yansıyan korkuları ise izleyiciler tarafından fark edilince filme ayrı bir gerilim katmıştır.

Filmin Genel Konusu

Bu filmde 3 tane birbirinden farklı olan hikâyenin bir noktada kesişmesi ile ortaya çıkıyor. Filmde geçen Elif ve Selim karakterlerinin mutlu ve huzurlu bir evlilikleri vardır. Bir Elif ve Selim köy evlerine gitmek isterler ve araba ile yol alırken beklenmedik bir anda bir kaza gerçekleşir. Bu kaza mutlu devam eden hayatlarına bir balyoz gibi iner. Bu kazada Selim ağır yaralar ile kurtulur fakat eşi Elif o aracın içersinden canlı olarak çıkamaz. Elifin ölümünü hiçbir zaman kabullenemeyen Selim köy evine yerleşir. Selim farklı bir ruh haline bürünür ve dünyadan tamamen kopuk bir hayat yaşamaya başlar. Selimin bu olumsuz ruh hali bulunduğu köye cinleri çekmesine neden olur ve bu köyde o saatten sonra normal yaşam devam edemez. Paranormal olaylar yaşanmaya ve Selimin etrafını sarmaya başlar. Selimin bu ruh halinin sebep olduğu bu durum sonrasında köye gelen cinler bir kadından çocuk yapar ve tam olarak 7 yıl sonra çocuk bir insan ve cin karışımı melez halde dünyaya gelir. Tam bu olaylar yaşandığında Zeynep isminde bir kadın falcıya gider ve falcının kadına bakması sonrasında ona bir köy ismi verir ve oraya gitmesi gerektiğini anlatır. Bu köy Selimin sebep olarak cinleri musallat ettiği köydür. Zeynep ise arkadaşları ile birlikte bu köye gitmek için yola düşerler. Bu köy Selimin bulunmasının dışında o melez çocuğunda yaşadığı köydür. Bundan sonra gizem, korku ve heyecanın süregeldiği filmde olaylar ardı ardına devam ederek ilerliyor.

Ülkemizde yapılan diğer korku filmleri ile kıyaslayacak olursak Cin Ayet-i Aşk filminde Kuran da geçen ayetler Arapça olarak değil Türkçe olarak okunmuştur. Bu durum film de farklı bir atmosfer çok etkili bir neden olmuştur. Diğer yapılan filmlerin zıttı olarak baskın İslam işleyişi değil de daha çok tasavvufa yönelik bir çalışma söz konusu olmuştur. 2016 da yayınlanan Siccin 3: Cürm-ü Aşk korku filmi ile senaryolarında benzerlikler olsa da Cin ayet-i Aşk filminde 3 tane birbirinden farklı hikâyenin bir noktada kesişmesi ile farklı bir yol izlemiştir. Ayrıca filme melez bir çocuğun dâhil olması da senaryonun daha özgün bir içerik olarak devam etmesini sağlamıştır.  Siccin 3 de daha çok cinlerin insana musallat olması işlenirken Cin Ayeti-i Aşk filminde aşkı işin cine dönüşme konusu işlenmiştir. Ayrıca bir insanın bedenine cini yerleştirme gibi farklı bir konuyu ele alması da filmin oldukça ilgi çekici bir hale gelmesini sağlamıştır.

Filmin başlangıcında bir romantik hava sezdiriliyor fakat bu durum fazla uzun sürmeden yerini gerilim, heyecan ve korkuya bırakıyor. Ara ara gerçekleşen korku sahneleri ise film içerisinde çok etkili bir hava katmasına neden oluyor. Zaten çekimin yapıldığı ortamlar da filmi doğal hali ile çok fazla destekliyor ve farklı gerilim katıyor.  Filmin en etkili olabilecek yeri ise düğün sahnesidir. Burada yaşanan kaos ve korku izleyenleri çok etkilemiştir fakat çok kısa kesilmiş bir sahnedir. Bu kısım biraz daha uzatılabilse çok etkili olabileceği ortada.

Büyü Filmi Konusu ve Oyuncuları

büyü

İlk Türk filmlerinden biri olan büyü ismindeki bu yapıt ilk çıktığı zamanlar büyük bir etki yaratmış ve izleyicisini ekranlar önüne getirmeyi başarmıştır.  2004 yapım olan bu filmde yazarlığı Şafak Güçlü ve Servet Aksoy olmak üzere iki kişi yazmıştır. Bu 2004 yapım korku filminin yönetmenliği ise daha önce de başarılı çalışmaları bulunan Orhan Oğuz yapmıştır. Diğer korku filmleri gibi bu filmin konusunda da bir musallat olma olayı geçmektedir. Karanlığın ve kırmızının ön planda olduğu çekimler heyecanı ve korkuyu kat kat artırmayı başarmıştır. Bu filmin ana konusu ise Kuran da yer alan cinlerin ve doğaüstü varlıkların bir grup arkadaşa musallat olmasını temel almaktadır ve bu şekilde ilerlemeye devam eder. Büyü Türk korku filmleri arasında ilklerde olduğu gibi oyuncu kadrosu ile büyük dikkat çekmiş ve ismiyle ülkede büyük bir yankı uyandırmıştır. Ayrıca bu 2004 yapım film oyuncular ve isminin dışında yaptığı ön gösterim ile de çok fazla dikkat çekmeyi başarmıştır. Filmin çok izlemesinin bir başka sebebi de reklamının bu kadar iyi bir şekilde yapılması olabilir. Fakat bu filmin ön gösteriminde yaşanan dikkat çekme olayı filmin aşırı iyi olmasından kaynaklı değildir. Ön gösterimde çıkan yangın gelen kişilere büyük zararlar vermiş ve bu sayede tüm ülkede yaşanılan bu olay duyulmuştur. Bu tür aksiliklerin yaşanmasının ardından film üzerinde olumlu olarak daha çok tanınmasına yol açmıştır. Plansız olarak gerçekleşen bu olayların ardın kötü sonuçlar doğursa da istenmeden bir reklam yapılmıştır. Büyü filminin çekim yeri Diyarbakır da bulunan Çınar ilçesi ile Mardin de bulunan Savur ilçesinin yakınlarında olan bir köyde gerçekleşmiştir. Serenli ismindeki bu köy ortam ve atmosfer olarak korku filmi çekilmeye gayet uygun bir yer olarak belirlenmiştir. Bu köyde gerçek hayatta da yaz ayları kimse yaşamaz ve sessiz sakin bir yer olur. Bu özelliği sayesinde de bu ortam gerçekte de zaten korkutucu bir atmosfere sahiptir. Film üzerinde bu kasvetli korkunun bir başka sebebi de bu olabilir. Çekim yapılırken oyuncuların bu ortamda bulunması ve bunları bilmesi onları gerginleştirmeye yetmiş ve bu gerginlik film üzerine de yansımıştır. Tabi ki bu izlenim kalitesini artırmış ve filme gerçekçi bir hava katmasına yardımcı olmuştur. Bu köy filmde de olduğu gibi gerçek hayatta bomboştur. Oyuncu kadrosu ile dikkat çeken bu filmde İpek Tuzcuoğlu, Özgü Namal, Okan Yalabık ve Ece Uslu gibi deneyimli ve kaliteli oyuncular yer almaktadır. Bu kadro ile film daha çok dikkat çekmiştir. Hem çekilen ortam hem oyuncular hem de ön gösterim de yaşanan o korkunç olayın ardından bu film yüksek bir reklam sağlayabilmiştir ve izlenmesini buna bağlayabiliriz.

Genel Konusu

Yukarıda da bahsettiğim üzere gerçek hayatta da korkunç bir havası olan Serenli köyü filmde lanetli bir köy olarak geçmektedir. Lanetine inanan ve bunu araştırmalarına eklemek isteyen meraklı bir arkeolog grubunun bu köye gelmesiyle hikâye başlar. Bu Serenli köyünün lanetlenme hikâyesi ise bu filmdeki zamandan tam olarak yedi yüz yıl öncesinde geldiği bilinmektedir. Bu köyde yaşayan eski insanlar yeni doğan kız çocuklarının uğursuzluk getirdiği ve doğumdan sonra bütün kötü olayları kendi üzerlerine çektiği inancına sahiplerdir. Bu inanca sahip olan insanlar bir gün köyde toplanır ve bir karar alırlar. Bu kararın sonucunda köyde bulunan bütün kız çocuklarının öldürülmesi söylenir. Kimileri buna karşı çıkar fakat azınlık olan grup bunları bastırır ve bu kararı uygulamak isterler. İsteksiz olan kişilere karşı verilen örnekler ve yapılan büyük baskılar sonucu bu karar kabul edilir. Karardan sonra bütün kız çocukları katledilir. Fakat köyde yaşayan bir baba karardan sonra çok kararsız kalır ve kızına kıyamayacağını anlar. Herkesin kızını öldürdüğünü gözleriyle görür fakat kendisi bu yapılan acımasızlığın aynısını kızına yapamaz ve kızını öldürmekten vazgeçer. Sonrasında köyde yaşayan ve köy halkı tarafından çok sevilmeyen bir büyücü kıza bir büyü yapar. Bu büyüden sonra Tanrı bu köyü lanetler. Bu filmin senaryosu da bu şekilde başlar ve korku dolu ortam ve anlarıyla devam eder. Bu köye gelen arkeolog ekibi ise Artuklu’nun kralı olan Sultan Salih’e ait bir el yazması kitabı aramak için seferber olurlar ve bu yolda önceden lanetlenmiş köyde başlarına korkutucu olaylar gelmeye başlar. Bu kazı için gelen ekibin içerisinde olan evli bir kadın kocasının kendisini aldattığını düşünür ve aldattığı kadın için kötü büyüler yaptırır. Ayrıca bu ilişki önceden de olduğu ve şuan tekrar gündeme geldiği hatta tekrar elde etmek için de büyüler yaptırıldığı ortaya çıkar. Bu büyüler sonucunda köyde olan ve toprak altında kalan lanetli büyüler ortaya çıkarmaya başlar. Bu olayın ardından cinler harekete geçer ve onları bekleyen çok ürpertici olaylar meydana gelir. Bu çekim sırasında oyuncular da çok fazla korku yaşamışlardır. Bu filmin afişinde ise Kuranda geçen bazı ayetler kullanılmıştır.

Oyuncu Kadrosu

İpek Tuzcuoğlu (Ayşe)

Ece Uslu (Aydan)

Özgü Namal (Sedef)

Okan Yalabık (Cemil)

Nihat İleri (Profesör)

Dilek Serbest (Ceren)

Suna Selen (Büyücü)

Okan Selvi

Serhat Tutumluer (Tarık)

Ebru Ürün (Ebru)

Çiğdem Suyolcu

Türkan Avcı

Hanım Akdağ

Bezm-i Ezel Filmi Özeti ve Oyuncuları

bezm-i ezel

Merhaba sinemaseverler! Bu yazımızda yerli korku filmlerinin içinde sevilen ve ilgi çeken Bezm-i Ezel ’i sizler için inceledik. Yazımızda filmin sinematografik özelliklerinden, kısa bir özetinden, kadrosundan ve izleyicinin filme bakış açısından bahsettik. Umarız yazımız film hakkında yeterli bilgiye ulaşmanızda başarılı olur ve hatta size filmi izlemek için bir de sebep sunarız. J

Bezm-i Ezel Özeti

Farklı dinlere inanan iki kişi olmalarına rağmen Mustafa ve Yasemin ilişkilerini yürütmeye devam edebilmeyi başarmışlardır. Çift İzmir’de mutlu ve sakin bir hayat sürmekteyken Yasemin’in gördüğü korkunç bir kabus ile her şey tepe takla olmaya başlar. Çünkü Yasemin bu kabus sonrasında bir sürü paranormal olayın pençesinde kalır. Bu konuyu ilk başta fazla ciddiye almayan Mustafa’dan destek göremeyen Yasemin soluğu kilise papazından yardım istemekte alır. Ancak bu yardım onun sorunlarını çözmeye yetmez. Mustafa’nın olayları ciddiye almasıyla beraber bilinen bir hoca olan Mansur Hoca’ya giderler. Mansur hoca klasik herkes tarafından bilinen ve başvurulan cinci hocalardan çok farklı bir görünüm oluşturan, enteresan ama bir o kadar da bilgili bir hocadır. Mansur hoca Yasemin’e çok tehlikeli bir cin kabilesinin musallat olduğunu tespit eder. Bu elim olayın sorumlusu Yasemin’in babası İshak beydir. Bu musibetten kurtulması için tek çare babasının gizli sırlarını gün yüzüne çıkarmaktır. Yasemin hayatı, sevdiği adam ve canı için bir savaş verirken, Mansur hoca da onu korumak amacıyla elinden gelenin kat be kat fazlasını yapmaktadır. Yasemin başına gelen bu felaketten kurtulmak için doğduğu köye geri döner ve sır perdesini aralamaya çalışır.

Oyuncu Kadrosu

Ebru Eker ( Yasemin)

Buğra Han Kirişoğlu(Mustafa)

Berkan Tutu (Mansur Hoca)

Nilüfer Başlı

Hakan Tutu

Talat Yavaş

Hüseyin Başlı (İshak)

Ceylan Ay

Film Arıkovanı yapım şirketi tarafından çekilmiştir. Filmin çekimleri İzmir’in Buca ve Torbalı ilçelerinde gerçekleştirilmiş, kilise sahneleri Buca’da bulunan tarihi Baptist Kilisesi’nde çekilmiştir.

Senaryosu Oğuz Tosun’un kaleminden çıkma olan filmin yönetmen koltuğunda ise Aykut Can Demirel oturuyor. Film toplamda 83 dakika ve 21 Temmuz 2017 tarihinde seyirciyle buluşmuştur. Filmin gişesi toplam 12.351’dir. Korku türünde başarılı yapımlar arasına adını yazdıran filmde mistik ögelere yer verilmesi göz dolduruyor ve izleyici için yüksek seyir zevki sağlanıyor. Sinematografik açıdan da oldukça kaliteli bir yapım. Filmdeki gerçekçi makyajlar Gizem Keskin imzalı, bu harika makyajlara Serkan Dinç’in görsel efektler konusundaki uzmanlığı da eklenince ortaya harika bir iş çıkıyor. Özellikle Mansur hoca karakterinin verdiği dini mesajlar gerilim dozunu arttırıp seyirciyi filmin içine çekiyor. Filmin sloganı niteliğinde olan ve senaryo içine de bir replikte yer verilen “Cinlerin ve insanların kötüsü ne çok birbirine benziyor.” Tümcesi oldukça çarpıcı.. Bezm-i Ezel ’i diğer yerli korku filmlerinden ayıran bir özelliği, içinde alevi inanç ve kültürünü barındıran ögelere yer vermesi. Mansur Hoca alevi inancına mensup bir hoca ve ikili onu ziyarete cem evine gidiyorlar, yorumları okuduğumuzda bu sahnenin izleyicinin dikkatini çeken bir sahne olduğunu söylemek mümkün. Filmin en öne çıkan yanı ise başarılı alt metinleri. Film için yapılan izleyici yorumlarını okuduğunuzda oldukça olumlu eleştirilerle karşılaşmanız da cabası.  Filmin IMDb puanı ise 10 üzerinden 3.6. Senaryosundaki birkaç farklı nokta ile kendini diğer yerli korku filmlerinden ayıran yapım kimileri tarafından fazlasıyla beğenilirken bazı izleyiciler açısından da tam tatmini sağlayamadığı düşünülüyor.

Baskın 2015 Yapımı Korku Filmi

baskın

Yapım Yılı :2015

Yönetmen :Can Evrenol

Oyuncular : Görkem Kasal (Arda Rolü) ,Ergun Kuyucu ( Remzi Rolü), Muharrem Bayrak (yavuz rolü) Mehmet Fatih Dokgöz (Apo Rolü) Sabahattin Yakut (Sabo Rolü)

Müzikler : Besteci Ulaş Pakkan

Baskın bir korku gerilim kurgusu üzerine kurulmuş bir filmdir.  Filmin konusuna gelince çaylak bir polis olan Arda henüz küçük bir çocukken onu uykusundan uyandırmış bir rüya görmesi ve anne babasının odasından gelen sesleri ile anlatıma başlar. Aslında küçüklüğüne inilen Arda’nın rüyalarına yapılacak yorumlar olacaktır. Daha sonra köhne bir kenar lokantasında beş polis karaktere rastlıyoruz. BU yemek sahnesinde oldukça küfür sergilenir. Küfür sahneleri oldukça sıktır. Filin ilerleyen bölümlerinde devriye araçlarına binen bu beş polisin gece devriyesi sırasında meydana gelen bir yardım çağrısı üzerine gittikleri eski terk edilmiş tarihi bir yapıya sahip Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri konu alıyor. Tek kelime ile cehennemim orta yerine düşüyorlar. Burada onları yabancı gibi görünen kişisel anlamı olan bir ayin yapmaktan yorgun bir grup karşılar.

Evrenol korku ve ölüm temalı resimlerinden çağrışım yapacak biçimde yaratmış olması Baskın’ın sanat yönetmenliğindeki titizliğini ele verir.. Özellikle sanat tasarımı kostüm makyaj oldukça evrenseldir. Bir cehennem tasvir edilirken sanat yönetimindeki titizliği ortaya çıkmıştır. Film müzikleri seyredenler tarafından oldukça beğenilmiş. Baskın yönetmenin ilk uzun metrajlı film oluşu ve korku türüne göre eksikleri oldukça az olan bir filmdir. Baskın psikolojik ve sosyolojik olarak değerli bir kırılma yaşatıyor. Bir polisin kişisel korkuları kabusları zihinde bastırdıklarını kendi içindeki yaşadıkları cehennemi tasvir ediyor.  Yer altı ise bastırılan bilinçaltı anlatılmaktadır. Filmde sesler oldukça etkili olmuş ayrıca sıkı bir film müziği kullanılmış. Eğlenmesi bekleyen seyirci diken üstünde huzursuz bir deneyim yaşamış oldu. Gerçek bir korku ortaya çıkmış oldu. Amerika’da vizyona giren ilk Türk filmidir. Ayrıca yönetmenin ilk uzun metrajlı filmidir. Özellikle final sahnesiyle harika arka jeneriği ile seyircisini şaşırtmayı bilmiştir.

Filmde polislerin günlük yaşamları ve bilinçaltında yaşadıklarına yer vermiştir. Yer altındaki yapılan ayinler ve ürkütücü anların başlaması yer alır.  Genç yönetmen küfürlü kanlı canlı vahşet dolu korkutmaya yönelik bir senaryo üzerinde çalışmış. Bunu yaparken göze hitap edecek görsel efektleri de kullanmaktan çekinmemiş. Konunun daha iyi anlaşılması içinde insan yaşamı ve davranışlara dair sembolik karakterlerin ve ifadelerin canlandırdığı bir film olmuştur. Çok kanlı vahşetin çokluğu kesip biçmeninse bol olduğu bu filmi izleyenin midesini bile kaldırabilir. Seyircisine sinematografik akıl ürünü filmlerle dalga geçiyor gibide gelebilir. Hepimiz karanlık rüyalar ve kabus görebiliriz. Bundan da etkilenenler de çokluğu kesindir. Bazılarımız ise küçük yaşlarda bu rüyalardan daha çok görür. O rüyalarda varlıklar yüksekten atılmalar öldürülmeye çalışılma ve ailesinin zarar gördüğünü gören olabilir. Bunun dışında ağzı bol küfürlü polisler tasvir edilmiş. Filmde seks düşkünü ve bir o kadar küfürbaz polis ve anlattıkları hikayeler içinde hak ettiklerini düşündüren cezalar sanki işlenmiş. Yönetmenin kurgusu güzel öyküsünde geri dönerek beyinde oluşan sorulara da cevap veriyor. Olayın geçtiği mekanın kaderine terk edilmiş karakoldaki mahzenin merkezinde yaşananlar usta bir görüntüyle yansıtılmış. Büyü ve korku objesi olarak kurbağanın kullanılması sizi şaşırtabilir. Film müzikleri ve tonları da film ile örtüşüyor. Korku filmlerine bakış açısı ile gelinen noktaları da görmüş olmaktayız. Yönetmenin bu filmi aynı zamanda Toronto Film Festivali’nde de gösterime girmiş ve beğeni almış bir film özelliğinin de sahibidir.

Araf 2 Filmi Konusu ve Oyuncuları

araf 2

Muhteşem Bir Devam Filmi Araf 2

Şimdi sizlere bir filmden bahsetmek istiyorum Aranızda sen ne anlıyorsun bu işten diyen arkadaşlar olacaktır. Fakat yazdıklarımdan sonra bu fikrinizin değişeceğini ümit ediyorum zaten başka da bir şansım olmadığını biliyorum. Sizlerle beraber üstünde fikir alışverişi yapacağımız tartışacağımız elimizden geldiğince yorumlamaya çalışacağımız filmimizin ismi Araf 2 dir. Bu filmin temel konusu evli ve mutlu bir çiftimiz var. Gelin yani yenge hanımın yakasını bırakmayan bir kötü ruhun varlığı mevcut. Anladınız işte ismi üç harfliymiş falan dememe gerek olmadığını düşünüyorum. Neyse müsaadenizle hikâyemi anlatmaya devam edeceğim. Bu yenge hanımın başına daha önce gelmeyen şeyler gelmeye başlıyor, kâbuslar görüyor geceleri kan ter içerisinde uykusundan uyanıyor. Her uyandığında kocasını bir anlık bile olsa yanında göremiyor. Bu arada bu çiftimizin çocuğu yok henüz olmamış. E haliyle kadının bu tavırları adamın ondan soğumasına yol açıyor. Aslında adam karısına çok düşkün, bir dediğini iki etmeyen tiplerden. Fakat bu hareketler onu bile soğutmaya yetiyor hatta bazen şu kelimeler bile dilinden dökülüyor. Ah anacığım keşke seni dinleseydim bu kadını alma demiştin bana ah ne büyük eşekmişim ben diyor. E haliyle çocuk yapma isteğini falan kaybediyor, bırakın çocuğu boşanmayı bile düşünüyor. Adam şaşkınlıklar içerisindedir, bu işin bir hal çaresini aramaya koyulmuştur. Nasıl yapacağız nasıl edeceğiz bu işten nasıl kurtulacağız diyordur. Nasıl yapsak nasıl etsek derken bir doktora gidelim düşünmeye başlar. Ama bu devirde güvenilir bir doktor bulmak neredeyse imkânsıza yakındır. Hele ki de cinci hocalar cinci doktorlar bu kadar piyasada görünmüştür. Adamın işi muhteşem bir şekilde zordur anlayacağınız bunun başka bir açıklaması yoktur. Adam uzun uğraşlar sonucunda güvenilir bir doktor bulmuştur, eşiyle beraber yola koyulurlar. Doktor genç kadına şöyle bir bakar. Kendisinden emg, ekg, mr ve solunum fonksiyon testi ister. Başta uykusunda yaşadıklarından dolayı ona uyku abnesi teşhisi koymak üzeredir. Bu durumda hangi ilaçları vereceğini düşünmeye başlamıştır. Aklına stereoidler, beta blokörler ve antikolinerjikler gelir. Hangi grup ilaç vereceği hakkında kararsız kalmıştır. Çünkü hastanın her ilaca uyacak semptomu vardır. Gelen tetkikler sonucunda doktor oldukça şaşkındır eminim neden diye soruyorsunuzdur. Çünkü genç kadın epilepsi hastasıdır ve her an klonik nöbet geçirme riski taşımaktadır. Adam buna inanmaz neden mi çünkü karısı şimdi bir sürü anti depresan kullanmak zorundadır. Adam buna inanmak istemez ve der ki bir de imama gidelim bakalım o ne diyecek görelim. Adam ve kadın yavaş yavaş imama doğru yol almaya başlarlar. İmamın bu konudaki görüşleri ise tamamen farklıdır imamları hepimiz biliriz. İmam kadının içinde başta da dediğim gibi kötü harfli bir ruh olduğunu söyler. Tabi ki adam ve kadının panik derecesi bundan sonra artış gösterir ne yapacağız ne edeceğiz demeye başlarlar. O sırada yenge hanım Kübra’nın babaannesi vefat eder. Çiftimiz bu olay tesadüf mü yoksa başımızda gerçekten kötü bir iş mi var diye düşünmeye başlar. Ölen babaannenin gizli bir sandığı vardır hani şu Recep İvedik’ten de aklımıza geliyor. Bu sandık babaanne ölmeden önce açılmamıştır. Babaanne öldükten sonra bunu açan çift çok değişik bir manzarayla karşılaşır. Babaannenin sandığının içinde bir muska vardır ve bu muskayla ilgili çiftimizin bazı anıları bulunur. Babaannelerinin daha önce anlattığı bir olay vardır sihirli bir muska bu muska kimin eline geçerse risklidir. Şimdi onlar istemsizce bu muskayı bulmuş oldu ve başlarına gelecek şeyler kara kara düşünmeye başlarlar. Bir de bir sorun vardır bu başlarına musallat olan kötü ruh bir padişahtır. Kendi âleminin kralıdır bir nevi korkulan biridir çiftin başı artık çok büyük bir derttedir.

Araf 2 Oyuncu Kadrosu

Evet, bu kısma gelirsek Araf 2 oyuncu kadrosunda pek de sevmediğimiz iyi olmayan oyuncuların varlığı mevcuttur. Yönetmen koltuğunda Biray Dalkıran isminde birisi oturmaktadır bu adamın bana şimdi sorsanız aklımıza herhangi bir film gelmemektedir. Belki de çok iyi bir yönetmendir ama madem iyi bir yönetmensiniz kendinizi bizlere ispatlamalısınız haklı olduğumu düşünüyorum.

Araf 2 Filmi Gösterimiyle İlgili Bilgi

Film sinema salonlarında güzel bir tarihte kendine yer buldu, fakat hakkını veremedi. Tam lise ve ilkokulların 15 tatil dediğimiz dönemiydi 4 Ocak 2019. Bu tarihi değerlendiremeyen filmimiz maalesef izleyici ve yorumcular tarafından vasatı aşamadı.

Ammar Cin Tarikatı Filminin Konusu ve Oyuncuları

Ammar Cin Tarikatı

Ammar Cin Tarikatı Filminin Konusu

Ammar Cin Tarikatı filmindeki karakterlerimiz bekâr gençlerimiz ve bu gençler tatil yapmak istiyor. Standart türk korku filmi başlangıcı fakat devamı beklediğimiz gibi olmuyor. İlk karakterimiz genç ve alımlı bir hanım olan Feride… Şöyle bahis edeyim ben size; Üniversiteli gençler arasında bu kızı görüp de âşık olmayacak, cazibesine kapılmayacak erkek yok. Ama tabiki bir problemimiz var, bu problemimiz bu kızın bir sevgilisi var. Tüm genç okuyucularımız bu haberi öğrendiğinde yıkılacak biliyorum. Feride’nin planı bu tatile beraber yaşadığı kız arkadaşını ve sevgilisini götürmektir. Fakat son anda bir değişiklik olur ve Feride’ye yıllardır âşık olan Barkın plana dâhil olur. Bu Barkın kim diye soracaksınız. Barkın bizler gibi Feride’ye âşık yakışıklı, karizmatik bir genç. Fakat Feride’nin yıllardır beraber olduğu bir sevgilisi var ve onun beraber olduğu ilk erkek. Ancak hiç beklenmeyen bir olay cereyan eder ve son anda bir kadın olaya dâhil olur; Canan… Hep beraber ne yapsak diye düşünürken otel fikri çok sıkıcı gelmeye başlar. Birden birisi sesli düşünür ve birden dağ evine gitmiyoruz fikri doğar. Hemen bir dağ evi kiralanır. Bu gezi sırasında benim bile anlatırken çekindiğim ve korktuğum bir takım olaylar silsilesiyle karşı karşıya kalırlar. Aralarından bazıları kötü ruhlar görmeye başlar, bazıları geceleri uyuyamaz. Barkın’ın amacı ise farklıdır. Onun amacı Canan’ı elde etmek… Bu yüzden o diğerleri korku içinde ortada dolanırken, Barkın çok cesur görünerek Canan’ı etkilemeye çalışmaktadır. Ama bir süre sonra olayın ciddiyetini kavrar ve o da korkmaya başlar. Çünkü sizin o Amerikan filmlerinde gördüğünüz ve inanmadığınız o kötü ruhlar gençlerimiz için oldukça gerçektir. Dört bir yanda bu ruhlar meydana çıkmış ve bir anda gençlerimizin ensesinde belirmiştir. Şimdi sizin de benim de aklımızda tek bir soru işareti oluştu; gençler bu işten nasıl sıyrılacak? Olaya sonradan dâhil olanlar Feride’yi suçlamaktadır. Bizi buraya toplayan sendin, bu işi sen temizleyeceksin diye düşünürler. Etraflarını saran bu kötü ruhlar onları aşırı derecede rahatsız etmektedir ve gençlerimiz öleceklerine inanmaya başlarlar. Bunun sebebi aralarından bazıları bu tarz hikâyeleri duymuş ve inanmıştır. Aşk ve korku çemberlerinin kesişmesinde gerçekleşen bu vurucu film hepinizi içine alacak ve ‘’acaba?’’ dedirtecektir.

Ammar Cin Tarikatı Oyuncu Kadrosu

Oyuncu kadrosu beklentimizi yükseltiyor, hepsi daha önceki filmlerden tanıdığımız ve beğendiğimiz oyunculardan oluşuyor. Filmin vurucu rollerini canlandıran oyuncuların bu görevi layıkıyla yaptığını söyleyebilirim. Filmin yönetmeni Özgür Bakar standarttın dışına çıkmış ve oyuncu ekibi konusunda beklenmeyeni yapmış. Duygu Paracıkoğlu, Dilşah Demir ve Ozan Akbaba bu ilginç seçimlerden bi kaçı… Oyuncu kadrosuna dâhil olan Ufuk Şen ve Burak Sarımola beyaz perdede görmeyi sevdiğimiz ünlülerden. Özgür bakar oyuncuları ve kendini izleyiciyle buluşturarak soluklarımızı kesen bütünlemeyi tamamlamış. Halil Sezai Paracıkoğlu ve Turan Özdemir ise iyiki bu yapımda rol almış dedirtiyor. Oyuncular o kadar uyumlu ki bu role başkası yakışmazdı dedirtiyor.

Yazar Olarak Eleştirilerim

Ülkemiz sinemasında oldukça revaşta olan cin konusu başlarda hep ilgi çekici olmuştur. Özgür Bakar iyi bir korku filmi izleyicisi ve severi olarak bu konuda şansını denemiş ve kısmen başarılı olmuş diyebilirim. Özgür Bakar standart masallardan kaçınmak istemiş ve filmi diğer korku filmleri gibi cin, ayet ve hoca gibi kalıplara sıkıştırmamış. Filme biraz aşk sıkıştırmış ve açıkçası bu benim hoşuma gitti.

Filme ara ara sıkıştırılan dönüşümler, beklenmeyen sahneler insanı çekiyor. Ayrıca bu noktada övülmeyi hak eden bir özelliği atlamak istemem. Özgür Bakar tonla paranın harcandığı Amerikan yapımlarına tepki olarak doğmuş olabilir. Filmlerde kullanılan doğaüstü yaratıklar  ( cinler ayinler vs.) oldukça başarılı oluşturulmuş ve insanın gözüne batmıyor. Düşük bir bütçeyle böyle bir yapımın ortaya çıktığını bildiğiniz zaman filmin seyir zevki bir başka artıyor. Filmde amaçlanan izleyiciyi germe isteği bu başarıyla bozulmuyor, komediye dönüşmüyor.

Ammar Cin Tarikatı filminin burada bence en büyük eksikliği seyir süresi. Yönetmenimizin zamanı iyi kullanamadığını düşünüyorum. Filmin büyük kısmında izleyiciyi hazırladığı süreç oldukça iyi. İnsanı kitliyor içine çekiyor merak ettiriyor.  Fakat daha sonra olayların çözüme ulaştığı, sonuca bağlandığı sürece zaman kalmadığını görüyoruz. İnsanı tatmin etmiyor yarım bırakıyor. Biliyoruz ki süreyi daha da uzatsa izleyiciyi sıkacaktı. İnsanı 4 saat geremezsiniz sonuçta.  Kısaca söyleyebilirim ki filmin total süresi oldukça iyi fakat bölümlere ayırdığımızda total sürenin başarı ile kullanılmadığını görmekteyiz.

666 Cin Musallatı Filmi Konusu ve Oyuncuları

666 cin musallatı

Şimdi sizlere bahsedeceğim filmin yönetmeni ve senaristi olan Fuat Yılmazdır. Bu adamı bu sektörle az da ol uğraşan hemen hemen herkes tanır. Bunun nedeni ise önceden yaptığı ve işler ve bu işlerin Türk halkının aklında unutulmaz bir yere sahip olmasıdır. Örneğin Kurtlar Vadisi dizisinin rejisinde görev almış sonrasında ise Kurtlar Vadisi Filistin, Maskeli Beşler serisi, Çılgın Dershane, Kutsal Damacana ve Issız Adam gibi çok değerli ve unutulmaz film projelerinde rejide görev yapmıştır. Durum böyle olunca bu kadar güzel filmlerde adı geçen Furkan Yılmaz tekrardan bir korku ve gerilim filmi çıkaracağı zaman hepimiz heyecanlanıyoruz. Ayrıca bununla birlikte beklentilerde haklı olarak çok fazla oluyor. Furkan Yılmaz için korku ve gerilim filmleri için deneyimli olarak nitelendirebiliriz. Bunun nedeni ise kendisinin sinema filmi olarak çıkardığı ilk eserin adı Ezandır ve korku ve gerilim konuludur. Hem öncesinde çok değerli ve hepimizin aklında kalan filmlerde isminin geçmesi hem de deneyimli olması 666 Cin Musallatı film üzerindeki dikkatleri arttırmaya yetiyor. Lakabı Hayalet Şehir olan Fethiye deki Karaköy mahallesinde çekimleri yapılmıştır. Bu senaryonun gerçek hayattan esinlenmesi de hepimizi ayrı heyecanlandırıyor ve geriyor. Zaten bir korku filminden de beklentimiz bu yönde. Bir korku sever olarak izlediğim bir filmde bunları hissetmiyorsam korku kategorisinde değerlendirmeye almam bile diğer filmlere haksızlık olur. Bu konuda hem gerçek hayatta yaşanmış bir olayı temel alması hem de çekilen ortamın kendi halinde de çok ürpertici olması etkili olmuştur. Bu ürpertici ortam filmin içerisine çok iyi bir şekilde aktarılmış ve oyuncular bu ortamı yaşatırken üstlerine düşen görevleri hakkı ile yerine getirmeyi başarmışlardır. Yani acemice ve basit hatalar yapan bir film izlemek istemiyor iseniz tavsiye edebilirim. Türk yapımı korku filmlerine karşı olan büyük ön yargılar olduğunu hepimiz biliyoruz bu film bu ön yargıyı aşmak için güzel çalışmalara başvurmuş. Zaten filmin yönetmeni olan Fuat Yılmaz da film bittikten sonraki yaptığı bir açıklamada bu filmin çok ses getireceğini söylemiştir. Kendisine ve filmine olan güveni izleyiciler için çok önemli ve değerli. Bu da filmin izlenmeye değer bir çalışma olduğunun başka bir kanıtıdır.

Yönetmeni ve Senaryo sahibi: Fuat Yılmaz

Oyuncular: Ekrem İspir, Elif Yaz, Teena Tabbarah, Tahsin Dursun, Demet Basmacı

Türü: Korku ve gerilim

Filmin adı: 666 Cin Musallatı

Yapımcısı olan firmalar: Herhangi bir firma yoktur.

Vizyona çıktığı tarih: 05.05.2017

Filmin dağıtımını yapan firma: Derin Film

Bu korku filminde yukarda isimlerinden bahsettiğim gibi çok değerli ve deneyimli insanların da kamera karşısına geçmesiyle birlikte filmin çekimleri toplam 1 ay sürmüştür. Bir korku filminin çekimi için kısa süre de bitmesinin tabi ki en büyük deneyimli bir yönetmene sahip olmasıdır. Tabi ki film oyuncularının da bunda payı çok yüksektir.

666 Cin Musallatı Filmi Konusu

Hayatını korku ve gerilim filmlerini yazıp sonrasında satarak geçindiren Gürkan, bir gün sosyal medyada gezerken bir haber ile karşılaşır ve bunun üzerine giderek araştırmalar yapar . Önceden de birçok deneyimi olan Gürkan sanki bu haberin altından da enteresan bir olay çıkacağını sezer ve bunun için Fethiye deki Karaköy mahallesinde doğru yola çıkar. Gittiği evde karşısına iki kız kardeş çıkar ve kendini güvenilir biri olarak inandırmak amacıyla mesleğini psikolog olarak tanıtır. Kız kardeşlerden biri olan Nihal ona güvenerek kendisine destek çıkması için eve alır ve kendileri ile birlikte kalmasına izin verir. Gürkan eve girdikten sonra araştırmalar yapmaya başlar. Zaten Nihal onu psikolog olarak bildiği için kendisi de olayları biraz üstü kapalı da olsa yavaş yavaş anlatmaya başlamıştır. Aradan çok zaman geçmeden evde paranormal olaylar yaşanmaya başlar ve evde yaşayan Gürkan istemeden olayların içerisinde kendisini bulur. Kendisi de bir korku filmi çekmek amacıyla bir konu ve hikâye arayışındayken sanki bu filmin içerisine kendisi düşmüştür. Hikâyesini alıp gitmeyi planlayan Gürkan kendisini yaşadığı olaylar sonrasında hayatta kalmaya çalışırken ve bunun için savaş verirken bulur. Gürkan eve girdikten sonra olayları yavaş yavaş çözmeyi amaçlamıştır fakat aradan biraz zaman geçince kendisinin olayların içinde olduğunu fark etmesi ile bir anda korku sarması bir olmuştur. Bırakıp kaçmayı birçok kez deneyen Gürkan bunu asla başaramamış ve her seferinde daha da içine gömülmüştür. Korku filmi konusu bulmak için atıldığı bu macerada tam olarak korkunç bir lanetin içerisine düşmüştür.